ŞEYTANI SEVİNDİRMEYEN DAVA ADAMLARI!

Bir zamanlar Sivas Ticaret Odası bir kampanya başlatmıştı. Bundan sık sık Konferans kürsüsünden tebrik ile bahsetmişimdir.

 

"BU ŞEHRE BİR İYİLİK ETMEK İSTİYORSANIZ GIYBET ETMEYİN, DEDİKODU YAPMAYIN" diye yazmışlar ve bunu cemiyetlerinde sık sık ifade etmişler. Söyleyen kimdir? Ne kadar bu sözüne kendisi de riayet ediyor? Bilmem ama kampanya hedefi on ikiden vuruyor.

 

BİR VELİNİN DİLİ İLE SİVAS:

Hızır Aleyhissem'ın talebelerinden bir veliye bizim arkadaşlardan bir kardeşimiz sormuş:

"SİVAS NE ZAMAN KAYSERİ' YE YETİŞECEK?" diye.

Buyurmuş ki: "SİVAS KAYSERİ'Yİ GEÇECEK."

Arkadaş hayretler içinde bir daha sormuş:

"Efendim, ben Kayseri'ye yetişecek mi diyorum, siz ise geçecek diyorsunuz, nasıl olacak bu?" diye.

CEVAP MÜTHİŞ:

"SİVAS NE ZAMAN HASET ETMEYİ VE HIRSI TERK EDERSE İŞTE O ZAMAN KAYSERİ'Yİ GEÇECEK."

 

GÜCÜ BOŞA HARCAMAMAK GEREK!

Bu ümmetin evlatlarının beklentilerini yerine getirmek dururken; gıybet, dedikodu, iftira, su-i zan, bühtan, asılsız haberler ile ömür geçirmeyi iddia ediyorum:

"GIYBET VE SU-İ ZAN, ÖN YARGI İÇİNDE OLMAK; ÜMMETİN CANINA YAPIŞMIŞ KANINI EMEN, HİZMET ETME AŞK VE HEYECANINI KÖRELTEN SİYONİZM KADAR TEHLİKELİ DERİN PROJELERDİR."

 

İŞİMİZ KULLUK VE DÜNYAYI ISLAH:

İşimiz kulluk ve ümmete irşat hizmetleri sunmak olmalıdır. "Aksi halde menfi konuşmalar, niyetler, iftiralar ve su-i zanlar, hizmet edenlerin hızlarını kesmek, onları kısır meseleler ile canlarını sıkmak, faydasız işler ile uğraştırmak, birbirine takmak, birliği bozmak, ülkeyi dağıtmak ve nihayetinde kendi kendine intihar etmiş bir ümmet yapısı ortaya çıkarmaktan başka hiçbir işe yaramayacaktır."

 

BİR KİŞİNİN HAK KATINDAKİ MAKAMI UĞRAŞTIĞI İŞİN KENDİSİDİR.

Bir insanı bulunduğu kapısı GIYBETTEN, İFTİRADAN, SU-İ ZANDAN ve DEDİKODUDAN UZAK KILMIYORSA SONUÇ NETTİR: "O KİŞİ SADECE ŞEYTANIN HAMMALIDIR. VE O KAPI DA HAKKA VE HAYRA HİZMET ÜRETEN BİR KAPI DEĞİLDİR. LAFI UZATMAYA HİÇ GEREK YOK. HATALARIMIZDAN RUCU EDİP KAYNAŞMA ZAMANIDIR.

 

DÜŞMANA BAYRAM ETTİRMEYELİM!

 

Müslümanlar olarak içinde bulunduğumuz ahlakî bozulma halleri sadece SİYONİZME BAYRAM ETTİRİYOR.

Attığımız iftiralardan ve yaptığımız gıybetlerden sadece şeytan seviniyor!

- Geliniz gücümüzü boşa harcamayalım.

- Geliniz yaptığımız salih amelleri iftiralar ve tezviratlar ile ibtal etmeyelim...

- Geliniz kardeşlik edelim.

- Geliniz yâran olalım.

- Geliniz ümmete karşı sorumluluğumuzu yerine getirelim.

- Geliniz birbirimizle uğraşmayı bırakıp sokaklarda ki bonzai ile mahvolan gençlerimize ulaşalım.

- Geliniz evlerinde inleyen gelinlikli kızlarımızın "imdatlar" dileyen feryatlarına yetişelim ve onlara birer umut meş'alesi olalım.

- Geliniz hiçbir kimseye haset etmeyelim.

- ALLAH'IN ADINA YAPILANLARA HİÇ HASET ETMEYELİM.

- Geliniz önce kendi aramızda affı ve kusurlarımıza bakmadan yâran olmayı öğrenelim.

- Geliniz, itikadi sapıklık olmadıkça birbirimize tavır koymayalım.

- Geliniz, Osmanlı ayağa kalksın ve ümmetin göz yaşları dinsin diye kendimize yapılanlar ile uğraşmayı bırakıp ümmetin göz yaşlarını silmek için koşturalım.

- Geliniz bu şehrin evlatlarını ihya edelim.

- Bu kadar alim, hoca, cemaat vs. bulunan şehirlerimizden MEDİNE KOKUSU GELMİYORSA ve "TAKVANIN KOKUSU YEMENDEN GELİR" diye Efendimiz'in mübarek başını çevirdiği YEMEN'deki gönüllerde bulunan aşk-ı ilahi kokusu 'çok iyi hizmet ediyoruz' diye kendimizi avuttuğumuz şu şehirlerden yükselmiyor ise Vallahi hepimizin yaptıkları bir araya gelse topumuz bir MUSAB VE MUAZ (radıyallahu anhuma) ETMİYORUZ DEMEKTİR.

Ve Hepimiz bir araya gelsek tek bir HAMZA YÜREKLİ etmiyoruz demektir.

 

Vesselam!