Oruç ve Zekat Ahkamı - 5

BİR SORU BİR CEVAP
 
 
SORU: (Ahmet Bey’in sorusu) 
 
 
Sosyal hayatın bir ihtiyacı olarak gıda bankalarının zekât fonu ile çalıştırılması nasıl olacak? 
 
İslam itikadının zaruri meselelerine imandan uzak olanlara zekât verilemez dediniz. 
 
Peki çevremizde ki ihtiyaç sahibi olup ama bizim gibi inanmakta ciddi eksiklikleri olan bu nedenle zekât verilemeyecek insanlarımızın ve vatandaşlarımızın ihtiyaçları nasıl karşılanacaktır? 
 
CEVAP; 
 
Allah Teala’nın adıyla…
 
 
Gıda bankası diye adlandırılan ve şehirlerdeki fakir ve fukara insanların insanca yaşamları adına büyük katkısı olan “gıda yardım merkezleri” nin yaşadığımız dönemde önemi daha bariz bir şekilde ortaya çıkmaktadır. 
 
 
Efendimiz Sallallahu aleyhi ve sellem’in buyurduğu gibi fakirlik duygusu, kişiyi kötülükten koruyacak manevi desteği de bulamaz ise; fakirlik nice insanları büyük kötülüklerin kapısında esir eder. 
 
Bu nedenle sosyal yardımlaşma merkezlerinin ve ihtiyaç sahiplerinin aslî ihtiyaçlarına katkı sağlayan gıda bankalarının mevcudiyetini devam ettirmek ümmet hakkında kifâ-i dinî hizmetlerden biri olarak ortaya çıkmıştır. 
 
Bu tür yardım yapan merkezleri desteklemek ve varlığını devam ettirmek büyük ecirlere vesiledir. 
 
 
Özellikle yardımların bu gibi merkezler vasıtası ile resmî eller ile gerçek ihtiyaç sahiplerine ulaştırılmasında atılan dikkatli ve resmi adımlar ve bu kişilerin ihtiyaç durumlarının takip edilmesi hayır sahiplerinin iyilik yapma duygularının istismar edilmesine de istisnasız mâni olmaktadır. 
 
 
Gıda bankalarının yaşatılması mutlaka yaşadığımız dönem itibariyle kifâ-i dinî bir hizmettir. 
 
Yani bu kurumların faaliyetleri vasıtası ile yardım etmek; bir şehrin ve o bölgenin insanlarını da manen birçok vebalden kurtulmasına vesile olacak mahiyettedir.
 
 
Bizler, çevremizde yaşayan tüm vatandaşların ihtiyaçlarına katkı sağlamaktan hak katında mesulüz. Bu nedenle zekât fonundan kendilerine yardım edilecek kişilerin imanî esaslarda /zaruri inanç meselelerinde, hiçbir eksiği olmamalıdır. 
 
 
Bu durum, şehrimizde ve sorumluluğumuz altındaki bizim gibi inanmayan komşumuza ve çevremize yardım etmeyeceğiz anlamına gelmez. Bilakis onlardan da dinen mesulüz. 
 
Bu mesuliyetimizi yerine getirirken şeran zekât verilemeyecek kişilere sadaka fonundan yardım etmemizde hiçbir mahsur olmayacaktır. 
 
 
İlgili kurumların vatandaşlar arasında ayrım yapması korumakla mükellef olduğumuz sosyal birliği ve beraberliği zedeleyeceği ve böyle bir taksime alenen gitmesi mümkün olmadığı için aşağıda belirteceğimiz bazı usuller uygulanabilir.
 
 
Yardım edilecek kişilerden zekât alamayacak kişileri tespit edebiliyor olması durumunda aşağıda belirteceğimiz usullere gidebilir. 
 
Şayet bu tespit kendi idaresi dahilinde değil ise kişilerin beyanları ve hüviyetlerinde ki “İslam” beyanına istinaden zekât fonundan da yardım yapabilir. 
 
Ancak bizzat tanıyor ise bu durumda bu beyanlar ile değil de bilgisi ile hareket etmelidir. 
 
Bu durumda da içtimai hayatta fesat çıkmaması için tavsiye edilecek usuller şunlardır, kanaatimizce. 
 
 
1. Zekât verilemeyecek kişilere yapılan sosyal yardımları zekât değil de sadaka fonuna ait birikimden verir ve verdiği yardım miktarını da sadaka fonundan mahsup eder. 
 
 
2. Veya SADECE SADAKALARIN KENDİSİNDE TOPLANDIĞI İKİNCİ ayrı bir yardım merkezi oluşturup kendilerine zekât verilemeyecek kişilere yapılacak yardımları hiçbir ayrıma tabi tutmadan ve sosyal huzura zarar vermeden bu ikinci merkez üzerinden yapabilir. 
 
 
Selam ve dua ile…